Genetik Bilimi ve Su Ürünleri Yetiştiriciliğine Uygulaması

Genetik, biyolojik bilimlerin kalıtsal varyasyon çalışmasına adanmış bir dalı olarak tanımlanmaktadır. Genetik araştırmalar, bu varyasyonun “neden” ve “nasıl” ını ele alarak hem miras kalan değişkenliğin kökenini hem de bu değişkenlikten kaynaklanan karakterlerin ortaya çıkan şeklini inceler. Günümüz toplumunda genetiğin uygulamaları, gıda ürünlerinden tıp bilimine genetik araştırmaların da katkısı olan her şeyde ilerleme kaydettiği için çok çeşitlidir. Bugünün popüler medyası, hayvanların klonlanması veya “genetiği değiştirilmiş” gıdaların üretimi gibi en ilginç tartışmaların da dahil olduğu genetik araştırma örnekleri ile doludur.

Genetics trout gains
Şekil 1. Genetik iyileştirme programlarının, çeşitli hayvan endüstrilerinde son 30 yılda gözlenen üretim kazancına tahmini katkısı.

Tarımda genetik gelişim programları

Modern tarımın başarısının merkezinde yer alan en önemli gelişmelerden biri genetik ve ıslahta güçlü bir temel oluşturulması olmuştur. Son 50 yılda geleneksel tarımda gözlenen dikkat çekici üretim kazanımları, temel genetik araştırmaları ve iyi tasarlanmış ıslah programlarının uygulanması sayesinde gerçekleşmiştir.

Genetik ve üreme biliminin hayvan üretimine uygulanmasındaki başarı, süt ürünleri, kümes hayvanları, sığır eti ve domuz endüstrisinde en belirgindir. Bu kazanımlar yalnızca kullanılabilir hayvansal ürünlerin veriminde artış sağlamakla kalmamış, aynı zamanda protein ve enerji dönüşüm verimliliğinde de önemli değişimlere sebep olmuştur. Yönetim stratejilerindeki, üreme fizyolojisindeki ve beslenmedeki gelişmelerin katkılarından kuşku duyulmamakla birlikte, genel hayvansal üretim artışlarının en az %40'ının genetik iyileşmeler sonucu olduğu görülmektedir (Şekil 1)

Süt endüstrisinde, 25 yıllık bir sürede, inek başına yıllık süt üretimi yaklaşık 2000 kg'dan 4700 kg'ın üzerine çıkmıştır. Genetik iyileşmenin sağladığı bu kazanç oranı, sadece ıslah programlarının ardındaki bilimin geliştirilmesinden değil, aynı zamanda boğa semeninin tedarikinde yer alan çeşitli ticari şirketler tarafından sanayiye sunulan genetik iyileştirme teknolojilerinin uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Bu artan performans, tüm sektör için yem, harcanan enerji ve işçilikte önemli tasarruflara neden olmuştur.

Kanatlı hayvan endüstrisi de genetik gelişim programlarından elde edilebilen faydaların açık bir örneğini sunar. Son 40 yılda, bir pilici üretme süresi 1,4 kg'lık bir piliç için 26 haftadan 1,7 kg'lık bir piliç için 7 haftaya geriledi. Piyasaya girme süresindeki bu düşüş, yemde önemli miktarda tasarruf sağlayarak, gerekli yem miktarını yaklaşık %50 oranında azaltmış oldu. Hesaplamalar, genetik kaynaklı bu olağanüstü iyileşmenin, toplam kazancın en az %80'ini oluşturduğunu göstermektedir.

Converter header
Hybrid Turkeys, Converter
Hypor Pig Libra*
Hypor, Libra*
Shaver white ps layers chickens
Shaver, Shaver White

Genetik ve Akuakültür

Troutlodge 001 0413.jpg
Troutlodge, Rainbow Trout

Su ürünleri bilimi, çoğu alanda, hayvansal üretim endüstrisi dünyasında göreceli olarak yenidir. Bundan dolayı, üretim teknikleri genellikle kültür altındaki birçok tür için detaylı tanımlanamamıştır, bu da genetik gelişim programlarının uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Yapılandırılmış, iyi tasarlanmış üretim stratejileri, en uzun yetiştirme tarihine sahip bazı türler, özellikle de sazanlar, salmonidler, yayın balığı ve istiridye için uygulanmıştır. Bu programlarda elde edilen kazanımlar oldukça ümit vericidir ve teknik detaylara dikkat edilerek, balıklar için iyileştirme programlarının geleneksel hayvan tarımında gözlemlenenden daha yüksek kazançlar sağlayabileceğini göstermektedir. Su ürünleri yetiştiricileri, genetik açıdan geliştirilmiş balık ve kabuklu deniz hayvanı stoklarının kar marjlarına önemli ölçüde katkıda bulunmasını kısa süre içinde beklemeli ve gerçekten de bu kazançların “yumurta ve yavru” tedarikçilerinden düzenli aralıklarla gelmesini istemelidir. Bu istemlerin, büyüme oranlarındaki ve yem kullanım verimliliğindeki kazançlara ve dolayısıyla kâr üzerinde olumlu etkiye yol açması muhtemel olacaktır.

Troutlodge’un genetik iyileştirmeye dair taahhüdü

Troutlodge 001 0294.jpg

Troutlodge günümüz pazarında mevcut olan en yüksek kalitede salmonid ürünlerini sağlama geleneğini sürdürürken, en modern üretim stratejilerini kullanmaya dair azmi ve taahhüdü, şirketin en büyük önceliklerinden biri olmaya devam etmektedir. Bu bağlamda, soy bazlı bir seçim programı için yeni bir tesis devreye alınmış ​​ve bilim insanlarımız, gelecek nesiller için optimum üretim kazancı sağlamak amacıyla performans kriterlerini ve ebeveyn seçimlerini dikkatle izlemektedir.

Kurum içi personelimizin yanı sıra, genetik programlarının daha da etkin yürütülebilmesi adına, balık genetiği alanında uzmanlaşmış bir Genetik Danışma Ekibi oluşturulmuştur. Ekip üyeleri: Dr. John Crenshaw (Georgia Üniversitesi), Dr. Bob Devlin (DFO, Kanada), Dr. Bill Hershberger (Washington Üniversitesi), Dr. Bob Iwamoto (Ulusal Deniz Ürünleri Balıkçılık Servisi), Dr. Jeff Silverstein (USDA/ARS), Bruce Swift (Trigen Balık Geliştirme), Dr. Gary Thorgaard (Washington Eyalet Üniversitesi) ve Dr. Bill Wolters (USDA/ARS), balık genetiğiyle ilgili programları tüm yönleriyle temsil etmekte ve program tasarımını yapmaktadırlar. Troutlodge, genetik gelişime yönelik bu taahhüdünün, müşterilerinin operasyonlarına her alanında fayda sağlayacağına inanmaktadır. Troutlodge, büyüme ve yemle ilgili özelliklerin yanı sıra, hastalık direnci ve son ürün verimi gibi ticari olarak önemli olan diğer özelliklere de çok önem verir. Devam eden her Troutlodge alımınız, bu son teknoloji genetik gelişmelerden yararlanmanıza katkı sağlar!